Tuzlu Yoğurt

70’li yıllara kadar Antakya’da hemen her ev kendi tuzlu yoğurdunu kendisi pişirirdi. Mayıs ve haziran aylarında bakır leğenler kalaylatılır, evin bahçesinde rüzgârsız ve nispeten az güneş alan bir yere ocak kurulurdu. Pişirilecek yoğurdun pütürlü olmaması için keçi sütü tercih edilirdi.

 

Sabah erkenden süt, leğene konup ateşe alınır ve savrula savrula kaynatılır. Daha sonra büyük tencerelere dökülür ve ılınması beklenir. Bu sırada üzerinde oluşan kaymak tabakası alınır. Çünkü bu, yapılacak tuzlu yoğurda hem sarı renk verir hem de yoğurdun pütürlü olmasına sebep olur. Böylece, tencerelerdeki süt soğuyup mayalama ısısına gelince, mayalanır.

 

Öğleden sonra da sıra yoğurdu pişirmeye gelir. Tencerelerde mayalanan yoğurt tekrar ateş üzerindeki leğene dökülür. Ateş güçlendirilir. Durmaksızın, uzun saplı ve büyük bir tahta kürekle yoğurt karıştırılır. Yoğurt kaynadıkça koyulaşır ve nihayet göz göz, büyük kabarcıklar çıkmaya başlayınca tuzu katılır. Tuz ayarı, tadan kişinin damağını burkacak kadar olmalıdır. Pişen yoğurt ateşten alınır ve tepsilere boşaltılır. Sabaha kadar bekletilen tuzlu yoğurt soğur ve donar. Kavanozlara sıkı sıkı doldurulur. Kavanozların ağzına, eritilip soğutulmuş içyağı dökülür. Böylece yoğurdun hava ile teması kesilmiş olur. Üstü bir bezle bağlanır ve evin güneş görmeyen serin bir yerinde kışa saklanır. Kış boyunca borani yemeklerinde, çorbalarda ve börek yapımında kullanılır. Sabah kahvaltılarının da vazgeçilmezidir. Zeytinyağı ve pul biberle karıştırılıp ekmeğe sürülür ve özellikle üstü kızartılarak yendiğinde tadına doyum olmaz.

null



Yapım: Verim Web